Mirabella LaPiere Demeter'in Çocuğu/Doğa Bilimleri Eğitmeni
Mesaj Sayısı : 863 Kayıt tarihi : 01/11/10
| Konu: Küçük bir mola Salı Mart 22, 2011 10:50 am | |
| Kampa geldiğinden beri pek çok yer gezme fırsatı bulmuştu. Fakat keşfetmediği yerlerde vardı, aklına Mitch’in söylediği gelmişti. Kampın marketine pek çok değişik ve ilgi çekici ürünler olduğu… “Hiç yoktan keşfedecek bir yer daha” diye mırıldanarak çantasını aldığı gibi kulübeden ayrıldı. Aslında alışverişi sevdiği pek söylenemezdi. Kalabalık ve kasa başında oluşmuş kuyrukta beklemek ona göre değildi. Zaten evde de genelde babası alışveriş yapmaz mıydı? Ne zaman Anna’ya söylese hep söyleyecek bir sözü mutlaka vardı, fakat bu sefer değil. Kendi isteğiyle çıktığı alışveriş turuna beklide ilk defa kendisini kaptıracaktı. Deliler gibi alışveriş yapıp, tüm arabayı doldurmak saçma sapan ihtiyacı olmayan bir yığın ıvır zıvır almak ona göre değildi. Genelde bu olay kısa sürüyordu ve bu sefer bir alışveriş rekorunu kırmaya hazırdı. Saatine bakarak beş dakika içinde ihtiyacı olan ne varsa bulacağından emindi. Her ne kadar ilk defa geldiği bir yerde olsa hangi reyonun nerede olup olmayacağını zihninde mini bir plan yaparak Mitch’in anlattıklarıyla tasarlamıştı.
İçeri girdiğinde tahmininden daha büyük bir yerle karşılaşmıştı. Pek çok melez kendisini alışveriş tutkusuna kaptırmış değişik ürünlerin başına üşümüştü ve kasa… Tahmin ettiği gibi yine bir treni anımsatan uzun bir bekleme sırası vardı. Derin bir iç çekerek saatine baktı “tam beş dakika” diye söylenerek kapının önündeki alışveriş arabalarından bir tane kapıp labirenti anımsatan reyonlar arasında keşif gezisi yapmaya başladı. Aslında alacağı fazla bir şey yoktu fakat her gördüğü oldukça cazip geliyor incelemekten kendisini alı koyamıyordu. Bir kaptanı anımsatarak elini kara parçası görmüşçesine alnına koyarak ileride ki reyonu gözüne kestirdi. Bingo! İşte orada duruyordu, her ne kadar abur cubur zararlı diyerek kırk tane nutuk etse de babası hiç dinlemezdi bu seferde aynını yapmaya kararlıydı. Arabasının süratini arttırarak hızlıca ilerideki reyona koştu ve seri bir şekilde raftaki abur cuburları arabaya koyarak süratle kasaya doğru yöneldi. Arabanın içi neredeyse sırf kurabiyelerle doluydu; damla çikolatalı, fındıklı, kremalı, çikolata kaplı, cevizli ve daha nice çeşitleri hepsinden almaya ihmal etmemişti. Pooky’nin de kendisi gibi kurabiye canavarı olduğundan öncelikleri alışveriş arabasının içinde ki bir yığın mutluluk paketlerine adamaya karar vermişti. Kasada ki kuyruğun tahmininden daha da azaldığını görünce sevinmişti. Aklı hâlâ rekorundaydı, belki bu kez kırabilirdi.
Kasiyerin aldıklarını poşete koymasıyla birlikte saatine bakması bir olmuştu. “uçan kurabiyeler aşkına, sadece on sekiz saniye mi?” rekorunu sekiz saniye içinde kaçırdığını fark edince bir hayal kırıklığına uğramışçasına dudağını büküp az evvel kasiyerin hazırladığı poşetlerini alıp marketten ayrıldı. İlk işinin kulübeye gidip aldıklarını bırakıp ardından ahırlara gidip Pooky’i ziyaret etmek olduğunu biliyordu.
| |
|