Ayaklarım geri gide gide Kamp Mutfağına doğru ilerledim.Ağaçlar güneş falan hepsi bana geri gitmemi söylüyordu.Ama tabii Tanrıça'nın cezasını ve babamın kızgınlığını yok sayamadığım için...Mutfağın kapısını tiksintiyle açtım ve açmamla kapatmam bir oldu.
''Aman Tanrılarım!Bu koku'da ne böyle!''
İçerisi resmen...Neyse.O kokuyu sadece ben biliyim.Bir elimle kapıyı ittirirken diğer elimlede burnumu kapatarak kapıyı açtım.İçeri adımımı attığım anda kapıyı kapattım.Dışarısını görürsem muhtemelen kaçardım.İçerde beni büyük bir bulaşık yığını karşıladı.İlk başta öğürdüm ama sonra kendime gelip elime bulaşık eldivenini geçirdim.Burdan çekar çıkmaz gidip kulübemi temizleyecektim.Elime ilk tabağı aldım ve suya tuta yuta temizledim.Tanrım,bu melezler ne çok yiyorlar böyle!Tamam bende bir melezim ama bu kadar çok yiyipte kendime işkence yapacağımı hiç düşünmemiştim.
Sırayla kabakları yıkadım zaman geçsin diye kabaklarıda sayıyordum 1-2-3-4-5-6...Bir yandanda keşke su kesilsede ben de yırtsam diye söyleniyordum.Ama böyle bir şeyi ben ancak rüyamda görürdüm.Hey,bir dakika!Bunu ben rüyamda bile göremem ki!Tamam devam ediyoruz.14-15-16-17-18...Tanrım!Ne çok melez var bu kampta böyle.Kaç tabak kaldı 1-2...Tamam en kötü ihtimalle milyonlarca...İlk bulaşığımı Jenny'e yardım ederken yıkamıştım.Ve bir daha kendimi burda görmek istemiyorum gibisinden birşeyler söylemiştim sanırım.Ama artık burdaydım işte.Son tabağıda elime alınca derin bir iç çektim.Tabağı hızla yıkadım ve koşarak mutfaktan çıktım.Bir daha bulaşık mı?Zeus korusun!!